TBMM Başkanı Kurtulmuş, terörsüz Türkiye sürecine ilişkin PKK'nın silah bırakması ve demokratikleşmeyle ilgili siyasi partilerin mutabık olduğunu, Suriye ve İran'da yaşanan gelişmelerle örgütün ümidinin tamamıyla suya düştüğünü belirtti.
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, Finlandiya ve İsveç ziyaretleri dönüşünde aralarında Haber7 Genel Yayın Yönetmeni Osman Ateşli'nin de olduğu gazetecilerle gerçekleştirdiği söyleşide önemli açıklamalarda bulundu.
"SÜREÇ EN YAKIN ZAMANDA ETE KEMİĞE BÜRÜNECEK"
Pervin Buldan’ın “Yeni bir yasa taslağı gündeme gelecek, süreç en yakın zamanda ete kemiğe bürünecek” ifadesiyle ilgili soruyu cevaplayan TBMM Başkanı Kurtulmuş, yaklaşık yedi aylık çalışma ve 21 toplantının ürünü olan rapor elde edildiğini, örgütün silah bırakması ve demokratikleşme adımları konusunda siyasi partiler arasında mutabakat olduğu vurguladı.
"KRİTİK EŞİK"
Örgütün silahlarını bıraktığının güvenlik birimlerince ölçülebilir ve denetlenebilir şekilde ortaya konulmasının 'Kritik eşik' olduğunun altını çizen Kutulmuş, "Onlar 'Evet, bu konularda yeterli adımlar atıldı. Türkiye'nin terörden kurtulması ve terör riskinin ortadan kalktığını gösteren, yeterli ölçülebilir emareler vardır' derse bu süreç hızlanır. Hayırlı işte acele etmek lazım." ifadelerini kullandı.
"ÖRGÜTÜN ÜMİDİ SUYA DÜŞTÜ"
Numan Kurtulmuş, Suriye ve İran’daki gelişmelerin örgüt içinde bir “acaba burada yeni bir pozisyon doğar mı” beklentisi oluşturduğunu, ancak hem Suriye’de yeni yönetimin hızlı entegrasyonu hem de İran’daki beklentilerin boşa çıkmasıyla örgütün oradaki ümidinin de suya düştüğünü belirtti.
Kurtulmuş, bu nedenle örgütün artık dış gelişmelere dayanarak silah bırakmama yönünde bir beklenti taşıyamayacağını söyledi.
Kurtulmuş'un gazetecilerin gündeme ilişkin sorularını şu şekilde cevapladı;
"HAYIRLI İŞTE ACELE ETMEK LAZIM"
Pervin Buldan’ın “Yeni bir yasa taslağı gündeme gelecek, süreç en yakın zamanda ete kemiğe bürünecek” ifadesi var. Ne zaman ete kemiğe bürüneceğinin ötesinde burada sahadaki teyitleşme tamam mı? Silahların yakılması süreci bitti mi? Buna ilişkin elimizde bir done var mı? Meclis sonuçta bununla ilgili bir adım atacak mı?
Yaklaşık yedi aylık bir çalışma, 21 toplantının sonucunda oluşmuş, çok derin tartışmalarla ortaya çıkmış bir rapor var, esasında bir ittifak var. O raporun önemli başlıklarından birisi de altıncı ve yedinci bölümler. İlki terör örgütünün silahları bırakmasıyla birlikte yapılacak olan yasal düzenlemeler, yedinci bölümde de genel olarak demokratikleşmeyle ilgili yasal adımlar konusunda siyasi partilerin mutabakatı var.
Dolayısıyla bu yeni bir durum değil. Bu mutabakatın gereğinin yapılması lazım. Benim de şahsi kanaatim, demir tavında dövülür diye bir tabirimiz var. Mesele bu noktaya gelmişken, bölgesel şartlar ve Türkiye'nin siyasi dengeleri de fevkalade olumlu bir atmosfer oluşturuyorken bu adımların atılması lazım ki kimseye mazeret kapısı açık bırakılmasın.
Raporun en kritik noktalarından birisi, herkesin ittifakla kabul ettiği, “kritik eşik” tanımlamasıdır. Raporun kritik eşiği olarak da örgütün silahlarını bıraktığı, kendisini tasfiye ettiğinin güvenlik birimlerince ölçülebilir, denetlenebilir bir şekilde ortaya konulması ve hatta orada kurulacak olan bir mekanizmanın zaman zaman Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne de bilgi vermesi... Bunların hepsi raporumuzda kabul edilen konular. Burada sorumluluk ilgili güvenlik birimlerindedir. Onlar “Evet, bu konularda yeterli adımlar atıldı. Türkiye'nin terörden kurtulması ve terör riskinin ortadan kalktığını gösteren, yeterli ölçülebilir emareler vardır” derse bu süreç hızlanır. Hayırlı işte acele etmek lazım.
"ÜMİT EDERİM Kİ DİRENÇ VARSA, ÖRGÜT BU DİRENCİNİ ARTIK TAMAMEN KALDIRIR"
Nerede duraksıyor? Siz söylüyorsunuz, Devlet Bey “Hadi artık” diyor, Feti Bey öyle, Sayın Cumhurbaşkanı benzeri... Peki bu “Hadi” dediğimiz kişiler kim? Yani örgüt mü silahı bırakmıyor yoksa bizim güvenlik birimlerimiz hala emin değil mi? Sözünü ettiğiniz mekanizma henüz daha kurulmadı herhalde. Silahları bırakmıyorlar mı bunlar? Orada bir şey mi?
Daha önce de söylemiştim, Süleymaniye'de silahların yakılması çok sembolikti ama çok değerliydi. Eğer ondan sonra örgüt, üzerine düşen sorumlulukları hızlı bir şekilde yerine getirmeye devam etseydi zaten bu iş çoktan bitmişti, yasal düzenlemelerin hepsi yapılmış olurdu. Dolayısıyla burada silahların bırakılması, teslimi konusunda İmralı'nın iradesinin dışında da ciddi bir gecikme olduğunu görüyoruz. Ümit ederim ki buradaki gecikme bir an evvel kaldırılır. Direnç varsa, örgüt bu direncini artık tamamen kaldırır ve adımlar atılır.
Bir beklenti, talep mi var karşı tarafta?
Sayın Cumhurbaşkanından başlayarak aşağıya kadar çok sağlam bir irade var. Siyaset üzerine düşen görevi yaptı, rapor yerine geldi. Neler yapılabileceği, ne tür bir yasa yazılacak o bile raporda ana hatlarıyla ortaya konuldu. Burada “Tamam, artık silahlar bırakılmıştır” konusunun yerine getirilmesi lazım.
"SURİYE'DE ÖRGÜTÜN ÜMİDİ SUYA DÜŞTÜ"
İran savaşıyla ilgili bir frene basma mı, yani İmralı'nın iradesi dışında bir gecikme olduğunu düşünüyorum dediniz.
Görebildiğim kadarıyla hem İsrail'in Lübnan saldırıları hem de Suriye'deki bazı ayrılıkçı grupların, Dürzi grupların silahlanması süreçleri muhtemelen örgütün içerisindeki bazı gruplara “Acaba bize buradan bir pozisyon doğuyor mu?” gibi bir ümit ortaya çıkardı. Ancak Ahmed Şara hükümetinin ve orada PYD ile birlikte yeni Suriye yönetiminin çok hızlı bir entegrasyon sürecinin, beklenenden de başarılı bir şekilde devam ediyor olması oradaki ümidi suya düşürmüş oldu örgüt bakımından.
İkincisi de söylediğiniz gibi İran’daki olaylar… Özellikle başlangıçta rejim değiştirilmesi hedef alındığı için Amerika tarafından, oradaki gruplar, PJAK silahlandırılıp, onların da halkı silahlandırması beklentisi muhtemelen oluştu. Ama o konunun da öyle olmadığı anlaşıldı. Zaten tüm gruplar için detayları ayrı konu olmak üzere Trump kendisi söyledi. Silah verdik, silahları cebine attılar, halka vermediler gibi bir şey söyledi. Dolayısıyla oradan da bir ümit ışığı olmadığı için artık silah bırakma konusunda örgütün herhangi bir başka yanlış yola sapmayacağını düşünüyorum.
"TÜRKİYE'NİN BAŞINA BELA ETMEK İSTEYEBİLİRLER"
İran'la ilgili bazı iddialar da var. Sanal medyada görüyorum, burada İsrail'in el altından başka bir güncesi olduğunu düşünme ihtimalimiz olursa buna ne diyebiliriz? İsrail'in burada halihazırda bunu körüklemeye çalıştığını görüyoruz. Bu engel olur mu yeni anayasa adamımıza, buna benzer durumlara.
Olmaz. Terör meselesinde de şöyle görmek lazım. PKK cebindeki son tabancaya kadar getirip teslim etse bile Allah muhafaza yarın bir gün herhangi bir terör örgütünün güçlenmesine neden olacak toplumsal ve siyasi şartlar ortaya çıkarsa, zaten bu örgüte şimdiye kadar silah verenler yarın çok daha gelişmiş silahları, çok daha fazla miktarda verirler, bunu ya da başka bir örgütü Türkiye'nin başına bela etmek isteyebilirler. Burada siyasi akıl şunu gerektiriyor. Herhangi bir örgütün, herhangi bir Kürt gencini artık yönlendirerek, eline silah vererek dağa süremeyeceği bir siyasal ortamın oluşturulması... Demokratik siyasal akıl bunu gerektiriyor. O da Türkiye'nin sadece Türkiye Kürtleri için değil bütün bölge Kürtleri için de yüzünü döneceği, demokratik bakımdan, kalkınma bakımından itibar edeceği çekim merkezi olan bir ülke haline getirilmesidir. Fiilen böyledir oluşmuş tortunun da ortadan kaldırılması, bölgedeki insanların hepsinin gerçekten yüzünü döndürdüğü bir Türkiye'nin oluşturulması… Bence esas mesele odur.
"BU ORTAMI TESİS ETMEK ZORUNDAYIZ"
İmralı'nın söylediği, “Eldeki silahı bırakmaktan daha önemli olan zihinlerdeki silahı bırakma meselesi” de aslında böyle bir şeydir. Yani yarın bir gün herhangi bir devletin, ülkenin araya girip burada insanları silahlandırmayacağı bir ortamı sağlamak, herkesin “Burası benim ülkem, benim vatanım, burada bulunmaktan bu kültürün, bu devletin, bu milletin içinde yaşamaktan huzur duyuyorum” diyebileceği bir ortamı tesis etmek zorundayız.
"MECLİS BUNU YAPAR"
Sosyal medya teklifi tartışılıyor. Televizyonları ilgilendiren bir teklif. Bu konuda bir adım atılacak mı? Bu bütün televizyonları, basın kuruluşlarını ilgilendiriyor. Bununla ilgili bir gelişme olabilir mi?
Olur, neden olmasın. Sizlerin de medya olarak bütün siyasi gruplar üzerinde tabiri caizse bu fikri olgunlaştırarak neye ihtiyaç varsa o yasayı çıkarmak mümkündür. Meclis bunu yapar.
Bu yasama döneminde olacak bir durum mu?
Olur tabii ki, her zaman olur; yeter ki o anlayış ortaya çıksın.