Türk akademisyen Muhannad Hafızoğlu, Libya'nın el-Ahrar televizyonunda katıldığı programda Türkiye'nin Libya politikası, Doğu Akdeniz stratejisi ve bölgesel güvenlik dinamiklerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye'nin doğudaki güçlerle geliştirdiği temasların amacına değinen Hafızoğlu, "Ankara'nın doğuya yönelik bu açılımı, bölgesel dalgalanmalardan uzak bir şekilde Libya gemisini güvenli limanlara ulaştırmaktan başka bir şey değildir. Türkiye, bu gemiyi güvenli limana ulaştıracak gerçek bir kaptan olmasını istiyor." dedi.

Libya'daki siyasi grupların uzlaşması halinde Türkiye'nin isimlere takılmayacağını belirten Hafızoğlu, "Libyalı taraflar kendi aralarında anlaştığı takdirde, Türkiye'nin Saddam Hafter'in veya en güçlü adamın ülkenin yönetimini devralmasına itiraz etme hakkı olduğunu düşünmüyorum. Yeter ki Türkiye'nin ve Libya'nın çıkarlarıyla örtüşen mevcut ivme korunsun." diye konuştu.

"TRABLUS'UN SAVUNULMASI ANKARA'NIN SAVUNULMASI GİBİDİR"

Başkent Trablus'un güvenliğinin Türkiye için taviz verilemez bir husus olduğunun altını çizen Hafızoğlu konuya, "Türkiye bir devlet olarak Trablus'a dokunulamayacağını, tehlikeye atılamayacağını ve çatışma hayaletinin oraya geri dönemeyeceğini kesin bir dille vurguluyor. Doğudaki veya başka bir yerdeki askeri tehdit ne olursa olsun, Trablus korunmalıdır ve tıpkı Ankara'nın savunulması gerektiği gibi savunulmalıdır. Çünkü gerçek siyasi ağırlık başkent Trablus'tadır." sözleriyle işaret etti.

Libya'nın mevcut bölünmüşlüğünün sürdürülemez olduğunu anlatan Hafızoğlu çarpıcı açıklamalarda bulunarak, "Siyasi, askeri, mali veya aşiretsel tüm yapıların fedakarlık yapması ve tavizler vermesi gerekiyor. Bu vatanın ayakta kalabilmesi için bazı şahsiyetlerin veya siyasi yapıların geri adım atması, erimesi ve yok olması şarttır. Libya'nın bu labirentte kalması kabul edilemez. Biz çok dinli, çok kültürlü, çok mezhepli bir Irak'tan bahsetmiyoruz. Tek dinli, tek mezhepli ve makul bir nüfusa sahip tek bir kitleden bahsediyoruz." ifadelerini kullandı.

"DOĞU AKDENİZ'DEKİ GÜVENLİĞİMİZ LİBYA'NIN İSTİKRARINA BAĞLI"

Türkiye'nin Libya'daki varlığının sadece ekonomik veya enerji temelli olmadığını, doğrudan ulusal güvenlikle ilgili olduğunu belirterek, "Türkiye, ulusal güvenliğini doğrudan Libya'nın güvenliği ve istikrarıyla bağlantılı görüyor. Bu stratejik bakış açısı 2019'dan bu yana değişmedi ve değişmeyecek. Trablus kırmızı çizgidir. İsrail, GKRY, Yunanistan ve Fransa'nın hareketliliğinin gölgesinde, Türkiye'nin Doğu Akdeniz'deki ulusal çıkarları Libya devletiyle işbirliği yapmaktan geçiyor." dedi.

Mavi Vatan doktrini çerçevesinde birleşik bir Libya'nın önemine dikkat çeken Hafızoğlu, "Türkiye'nin Doğu Akdeniz ve Adalar Denizi'nde, yani Mavi Vatan'da güvende olabilmesi için doğusuyla batısıyla birleşmiş tek bir Libya'ya ihtiyacı var. İki ayrı otoritenin olduğu bir yapı değil, tek bir hükümetin, tek bir başkanın olduğu gerçek ve tam entegre bir devlet görmek istiyoruz." diye konuştu.

Konuşmasında bölgesel normalleşme adımlarına da değinen Hafızoğlu, şunları kaydetti: "Türkiye'nin Mısır'la ve Körfez ülkeleriyle ilişkilerini yeniden düzenlemesi, pek çok taviz vererek bedeller ödemesi tamamen bu stratejik çıkarların bir gereğidir. Türkiye'nin Körfez ülkeleri ve Mısır'la yaptığı şey, Libya'nın doğusu ve batısıyla yapmak istediği şeyin tam olarak aynısıdır."

Yorumlar 0 Yorum Var