Amerika'da yayınlanan bir belgesel film, farklı din ve etnik kökenden 3 doktorun -Filistin asıllı Amerikalı acil tıp doktoru Thaer Ahmad, Kuzey Carolina'dan Yahudi ortopedi cerrahı Mark Perlmutter ve Kaliforniya'da yaşayan Zerdüşt bir travma cerrahı olan Feroze Sidhwa- Gazze'ye gönüllü olarak giderek yaşadıklarına odaklanıyor. Doktorlar, Gazze'deki sağlık sistemini anlatıyor ve İsrail'in işlediği insanlık suçlarını ortaya koyuyor.
Belgeselde yer alan doktorlardan biri Dr. Feroze Sidhwa'nın raporuna göre; Gazze acil servislerinde çocukları tedavi eden Amerikalı doktorların yüzde 83'ü, ergenlik öncesi hastaların baş veya göğüslerinden vurulduğunu gördüklerini bildirdi. Doktorların neredeyse tamamı, bu tür hastaların düzenli olarak her gün hastaneye getirildiğini belirtti. Bu da, çocukların kasten hedef alındığını ortaya koyuyor.
ÇOCUKLAR VE HASTANELER KASTEN HEDEF ALINIYOR
Bir cerrah, sadece iki hafta içinde kafasına tek kurşun yarası olan 13 çocuğu belgeledi. İsrail tarafından yıkılan hastanelerde kuvözdeki bebeklerin "çürüdüğü" tespit edildi. El-Nasr Çocuk Hastanesi'nde, personel tahliyeye zorlandıktan sonra kuvözlerde bulunan beş prematüre bebeğin çürüdüğünün bulunduğu bildirildi. ABD'li doktorlar, hastanelerin, sağlık çalışanlarının, çocukların ve gazetecilerin kasten hedef alındığına çok şaşırdıklarını söyledi.
Belgeselde doktorların ABD'ye döndükten sonra Kongre'de rapor verdikleri ve Kongre'nin İsrail'e askeri yardım göndermeye devam ettiği; böylece insanlık suçuna ortak olduğu vurgulanıyor. The Guardian'ın aktadığına göre; filmin yönetmeni Malezya asıllı Poh Si Teng, "Çok hayal kırıklığına uğramıştım ve hiçbir şey değişmiyormuş gibi geliyordu. Gazetecilik çevrelerimizde, Gazalı gazetecilerin hedef alınıp idam edildiğini görmemize rağmen, dünyanın batı kesiminde –özellikle de New York'ta bulunduğum yerde– insanların hâlâ Filistin ve Gazze'de olup bitenler hakkında fısıldaştığını hissediyordum. İşte o zaman, eğer bunu yapacaksam işimden ayrılmam ve bir film çekmem gerektiğine karar verdim" dedi.
"SON ÜÇ YILDA EN BÜYÜK KATLİAM YAŞANDI"
Doktor Sidhwa, neredeyse her evin, caminin ve hükümet binasının yıkıldığını, hastanelerin yarısının da yok edildiğini ve kalanların da malzeme yetersizliğinden dolayı zar zor ayakta durduğunu belirtti ve "Sağlık çalışanlarının yaklaşık yüzde 10'u öldü veya Gazze'den kaçtı. Son üç yılda Gazze Şeridi'nde insani yardım çalışanlarına yönelik en büyük katliam yaşandı. Doktorların, hemşirelerin ve çocukların öldürülmesi de aynı şekilde" dedi.
Altyapıda da felaket bir çöküş olduğunu belirten Sidhwa, The Guardian'a verdiği röportajda, "Herkes çadırda yaşıyor. Kemirgenler çocuklara saldırıyor ve geceleri bebeklerin yüzlerini kemiriyorlar. Panik içindeki annenin, bebeğinin çığlıklarını duyabileceği, ışığı açamayacağı tamamen karanlık bir çadırda uyandığını ve neler olup bittiğini bile anlayamadığını hayal edin. Yağmur yağdığında her yer sular altında kalıyor. Burası ölüm ve hastalık için bir laboratuvar, üstelik nüfusunun yüzde 70'i mülteci ve yarısı çocuk olan bir yerde. Dünyanın hiçbir yerinde buna benzer bir şey yapılmıyor." diye konuştu.