COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı'nda konuştu.
Bakan Kurum'un açıklamalarından satırbaşları:
Muğla'da tarihimizin en büyük orman yangınlarını yaşadık. Ve bir seferberlik anlayışıyla mücadele ettik. İşte bugün de bizi bir araya getiren neden bu. Çünkü o buzulları koparan, o felaketlere yol açan iklim değişikliği hepimizin, sevgili Muhammed'in de ifade ettiği gibi tüm insanlığın ortak meselesidir.
İlk önce anlamamız gereken şey şudur: Ülkelerin koşulları maalesef aynı değildir. Kalkınma düzeyleri, enerji sistemleri, iklim riskleri, finansmana ve teknolojiye erişim imkanları tamamen birbirinden farklıdır. Bugün Filistin'deki öncelik bir bardak suya erişebilmektir. Bugün Afrika'da gençler bir parça ekmeğin peşinden maalesef koşmaktadır. Bu nedenle iklim diplomasisi yalnızca kendi görüşümüzü anlatmak değil, bunu anlatabilirsiniz. Önemli olan karşınızdaki tarafın neden farklı düşündüğünü anlamak, ulusal koşulları doğru aktarmak ve farklı öncelikler arasında hareket alanı oluşturabilmektir.
Bugün değerli arkadaşlar, bazılarınız belki kişisel olarak katılmadığınız bir düşünceyi savunacaksınız. Katılmayabilirsiniz ama onu savunacaksınız. Bence programın en kıymetli taraflarından birisi de bu. Çünkü iyi bir müzakereci yalnızca kendi fikrini savunan kişi değildir. Temsil ettiği tarafın önceliklerini doğru aktaran, dinleyen ve mümkün olan en geniş uzlaşıyı oluşturabilen kişidir. Gelecek COP müzakerelerinde bazen tek bir kelime üzerinde saatlerce işte çalışılmasının sebebi de budur.
Bir uluslararası anlaşmanın en kolay tarafı değerli arkadaşlar metin yazmaktır. Yazabilirsiniz. Sahada bir karşılığı olmaz, netice alamayacağınız bir metni ifade edebilirsiniz. Aslında bu her alanda geçerli. Yani kanun çıkarırsınız ama işte karşılığı olmaz. Yönetmelik yazarsınız, uygulanamaz. Asıl olan adalettir değerli arkadaşlar. Herkesin kendisini o metnin içinde görebileceği ortak zemini kurabilmektir.
İklim finansmanı da aslında bu gerçeğin en açık örneklerinden biri. Bir ülkeye hadi dönüştür kendini demek o kadar kolaydır ki. Ülke katkı beyanları veriliyor. O katkı beyanlarını gerçekleştir. Nasıl gerçekleştirecek? Asıl mesele o dönüşümün finansmanını, teknolojisini ve kapasitesini erişilebilir hale getirmektir. Finansman olmadan gelişmekte olan ülke yapamaz. Teknolojiye erişemeden o farklılığı ortaya koyamaz sevgili gençler.
Şu kapıda o genç girişimcilerin projelerini gördüm. Bu bir teknoloji, bir Ar-Ge, inovasyon. İşte bunu bizim her alanda geliştirip tüm dünyayla paylaşmamız lazım. Başkaları ne der bilemem. Ben adil iklim diplomasisi diyorum. Adil iklim diplomasisi aslında farklı imkanlara sahip ülkelerin aynı hedefe kendi koşulları içerisinde ilerlemelerini sağlayabilecek yolları sonuna kadar açmaktır. Ve inşallah biz Türkiye olarak COP31 başkanlığı olarak bu kapıları o ülkeler için sonuna kadar açacağız.