COP31 Başkanı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, Demokrasi ve Özgürlükler Adası'nda "NextGenCOP30.5: İklim Zirvesi ve Gençlik Diplomasi Simülasyonu Programı'nda konuştu.
Bakan Kurum'un açıklamalarından satırbaşları:
Kıymetli katılımcılar, tabii Antalya'da önemli bir toplantı yapacağız. COP31'e ev sahipliği yapacağız. Yaklaşık 1 milyon 200 bin metrekarelik bir alanda işte Blue Zone'un, Green Zone'un olduğu, orada herkesin kendisini özgürce ifade edebileceği bir toplantıya ev sahipliği yapacağız. İlk andan itibaren başkanlığımızın yaklaşımını üç temel ilke üzerine oluşturduk: Diyalog, uzlaşı, eylem. Bugüne kadar 80'in üzerinde karar var. Hepsine saygı duyuyoruz. Birçok karar alınmış.
Böyle bir uluslararası toplantıya gittiğimde oradaki gençler bakanlara, liderlere serzenişte bulundular. Dediler ki ya siz bu kararları bu masalarda alıyorsunuz ama benim ülkem yok oluyor. Buzulların erimesiyle ben şehrimi, ülkemi terk etmek riskiyle karşı karşıyayım. Bir an önce ne yapacaksanız yapın çağrısında bulundu. Ve gerçekten geldiğimiz nokta değerli arkadaşlar bu. Artık sözün eyleme, aksiyona dönüşmesi gerektiği zaman dilimindeyiz.
Yani bu kötü gidişata hep söylüyorum dur diyecek son nesil sizlersiniz. Dedik dedik, demedik hepimiz o iklim değişikliğinin pasaport sormadığı, kimlik sormadığı bir süreçte bununla yüzleşmek zorunda kalacağız. Dostlarımızı, arkadaşlarımızı, akrabalarımızı, şehirlerimizi kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağız. İşte Paris Anlaşması'nın ikinci 10 yılında temel sınavımızın artık uygulama olduğuna inanıyoruz.
Bunu isteyin sevgili gençler. Herkese anlatın. Ülkenizde bu konuyu savunun. Her meslek dalında iklim değişikliğinin etkilerini aza indirecek çalışmaları yapın. Ve bu noktada alınan işte kararları sahaya taşımamız, hedefleri yatırımlarla buluşturmamız ve insanların günlük hayatında yine karşılığı olan sonuçlar üretmemiz gerekiyor. Bunu hep birlikte yapacağız.
COP31'de Türkiye başkanlığı ve eylem gündemini yürütecek değerli arkadaşlar. Avustralya da müzakere sürecinde önemli bir sorumluluk üstlenecek. Pasifik ülkeleri, aslında biraz önce bahsettiğim o buzulların erimesiyle belki sular altında kalacak ülkeler de yine bu sürecin önemli bir parçası olacak. Böylece Akdeniz'den ta Pasifik'e uzanan farklı coğrafyaları ortak bir iklim iradesinde buluşturan özgün bir iş birliği modelini de COP31'de ortaya koyuyoruz.
Tabii Türk diplomasisinin tarih boyunca güç aldığı nokta da budur değerli arkadaşlar. Türkiye doğu ile batı, kuzey ile güney, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olan ülkeler arasında farklı sesleri dinlemek, işte burada farklı seslere ortak bir çözüm bulabilmek için yıllardır mücadele etmiştir, etmeye de devam etmektedir. Tabii sizlerin buradan almasını istediğim diplomasi dersi de şudur değerli arkadaşlar: Masada bir tarafı yenmek için asla uğşmayın. Masadaki herkesin kazanmasını sağlayın ve oradan kardeşler olarak kalkın.
Başarılı müzakere zaten masaya oturduğunuz gün başlamaz. İyi hazırlıkla, doğru bilgiyle, karşılıklı güvenle ve orada sürekli diyalogla başlar. COP31 başkanı olarak biz de ilk günden itibaren Bonn'dan Londra'ya, İstanbul'dan Çin'e hemen hemen her yerde aynı cümleyi tekrar ettik. Ben gençleri yalnızca gelecekte iklim değişikliğinin sonuçlarıyla karşılaşacak bir kesim olarak görmüyorum ve asla da görmeyeceğim. Ben gençleri bugünün çözüm ortakları olarak görüyorum ve öyle de görmeye devam edeceğim.