Türkiye’nin Orta Doğu diplomasisinde son dönemde attığı adımlar bölgesel dengeleri yeniden şekillendiriyor. Cumhurbaşkanı’nın 3 Şubat’ta Suudi Arabistan, 4 Şubat’ta ise Mısır’ı kapsayan ziyaretleri, Ankara’nın bölge ülkeleriyle ilişkilerinde yeni bir dönemin kapısını araladı. Haber7 Güvenlik Analisti Dr. Eray Güçlüer göre bu süreç, yalnızca diplomatik normalleşme değil; savunma sanayi, jeopolitik iş birliği ve ortak güvenlik vizyonu açısından da stratejik bir yakınlaşmaya işaret ediyor. Özellikle Türkiye’nin Gazze politikasında izlediği tutum ve savunma sanayisinde ulaştığı kapasite, bölge ülkelerinin Ankara ile daha güçlü ortaklık arayışına girmesinde etkili oldu.

Savunma alanındaki gelişmeler bu yeni dönemin en dikkat çekici başlıkları arasında yer alıyor. Türkiye’nin geliştirdiği milli muharip uçak KAAN projesine bazı Orta Doğu ülkelerinin ilgi göstermesi, Ankara’nın askeri teknoloji alanındaki yükselişinin yansıması olarak değerlendiriliyor. Eray Güçlüer, bölge ülkelerinin alternatif güvenlik iş birliklerine yönelmesinde ABD’nin bölgedeki politikalarına yönelik güven kaybının da rol oynadığını belirtiyor. Bu çerçevede oluşan yeni jeopolitik denklem, Türkiye ile Orta Doğu ülkeleri arasında yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda stratejik bir ortaklık zemini oluşturuyor.

Güçlüer, bölgesel iş birliğinin artmasının Gazze ve Suriye başta olmak üzere kriz alanlarında yeni sonuçlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Türkiye’nin bölge ülkeleriyle geliştirdiği koordinasyonun, özellikle İsrail üzerinde diplomatik baskı oluşturabileceği ve ortak hareket etme kapasitesini güçlendirebileceği ifade ediliyor. Ortaya çıkan tablo, Orta Doğu’da dış aktörlere bağımlılığın azaldığı ve bölge ülkelerinin kendi aralarında daha fazla dayanışma arayışına girdiği yeni bir sürece işaret ediyor.

Yorumlar 2 Yorum Var
  • Sami 14.02.2026 17:17
    bölge ülkeleri birleşip karşı koyamıyor sömürücülere..
  • gökhan can 14.02.2026 16:15
    Reissss