İçişleri Bakan Yardımcısı Bülent Turan, "Utanmadan, sıkılmadan sözüm ona tecrübeli dedikleri, akil adam dedikleri kişi çıktı, 'Kürdistan kentinden bir futbol takımı' diye bahsetti. Şimdi Kırşehir'den soruyorum, Diyarbakır Kürdistan kentiyse, Kırşehir nere kenti? Böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle bir akıl olabilir mi? Dağdaki silahtan önce dildeki silahın bırakılması lazım." dedi.
Tek haneli enflasyonu AK Parti iktidarının yaptığını ve yine yapacağını, bunu başaracaklarını vurgulayan Turan, bir diğerinin ise "Terörsüz Türkiye" hedefi olduğunu, bunu başaracaklarını, başka partilerin, risk almayan partilerin bu yapma imkanı ve ihtimali olmadığını söyledi.
"BÖYLE BİR ANLAYIŞ OLABİLİR Mİ?"
Turan, konuşmasını şöyle sürdürdü:
"Biz o riski aldığımız gibi muhatapların da bu riski alması lazımdı. Zaman zaman bizi üzen, neden böyle yaptıklarını sorgulatan tavırlar oluyor. Geçen hafta biliyorsunuz Amedspor'un başarısını Cumhurbaşkanı'mız başta herkes tebrik etti. Fakat utanmadan, sıkılmadan sözüm ona tecrübeli dedikleri, akil adam dedikleri kişi çıktı, 'Kürdistan kentinden bir futbol takımı' diye bahsetti. Şimdi Kırşehir'den soruyorum, Diyarbakır Kürdistan kentiyse, Kırşehir nere kenti? Böyle bir anlayış olabilir mi? Böyle bir akıl olabilir mi? Dağdaki silahtan önce dildeki silahın bırakılması lazım. Dağdaki silahı bırakmak kolaydır, talimata bakar ama dildeki silah zihne bakar. O yüzden işin muhataplarının, teröre müzahir olduğu iddia edilen siyasi parti mensuplarının, yöneticilerinin çok daha dikkatli dil kullanması lazım. Tahrik eden, üzen, endişelendiren ifadelerden kaçınması lazım. Ne demek bu ülkenin bir bölgesinde öyle tanımlama yapmak."
AHMET TÜRK'E TEPKİ
Kardeş olmaktan, beraber olmaktan, omuz omuza vermekten başka yol olmadığının altını çizen Turan, konuşmasını şöyle tamamladı:
"Biz nasıl alttan alıp toparlamaya çalışıyorsak, nasıl her türlü riski alıp yürüyorsak, onların da asgari nezaketle dillerini revize etmelerini bekleme hakkımız var. O ifadeyi reddediyoruz. Tarihte o varmış, şu an tarihi konuşmuyoruz ki. Şu an Türkiye'nin 81 ilini konuşuyoruz. Tüm iller Türkiye'mizin en özel haliyle eşit, kıymetli illeridir. Hepsi Türk bayrağının dalgalandığı özel kendine has kıymeti olan illerimizdir. Kırşehir de kıymetlidir, Diyarbakır da kıymetlidir, Çanakkale de kıymetlidir, Hakkari de kıymetlidir. Biz 86 milyon eşit insanlar olarak yaşamak istiyoruz. Kavga etmek, birbirimizi aşağılamak, birbirimize bağırıp çağırmak istemiyoruz. Çok zor mu? Ben de Kırşehir'den şimdi bir başlayım, süper bir milliyetçi söyleme, yuhalamaya başlayalım o dili. Zor bir iş değil. Ahmet Türk bu yanlışı yapmış, yuhalayalım. Yaparız, ama var mı gereği? Bu mu doğrusu? O yüzden nasıl ki biz dikkat ediyorsak dilimize, onların daha fazla dikkat etmesi gerekir. Ve buradan çağrıda bulunuyorum. Bu ülkenin gençlerine Kürt, Türk, Alevi, Sünni iyi bir Türkiye, huzurlu bir Türkiye, terörsüz bir Türkiye bırakmak için bir fırsat var. Bu fırsatı herkes iyi değerlendirsin. Yoksa herkes buradan zararlı çıkar."